Ceza Hukuku

Adli Kontrol Nedir?

Adli Kontrol Nedir?

Bir suç nedeniyle yürütülen soruşturmada, tutuklama nedenlerinin varlığı halinde, şüpheli ya da sanığı tutuklayarak özgürlüğünden yoksun kılmak yerine; şüpheli veya sanığı gözleme ve denetleme imkanı sağlayan yine yasada belirtilen tedbirlere tabi kılmaktır.

Adli Kontrolün Amacı Nedir?

Ceza yargılamasında koruma tedbirlerinin amacı sağlıklı bir ceza yargılamasının yapılmasıdır. Amaç şüpheliyi cezalandırmak değildir. Çünkü henüz yargılama sonuçlanmamış ve şüpheli halen masumiyet karinesinden yararlanmaktadır.

Ancak koruma tedbiri de olsa henüz suçlu olduğu tespit edilemeyen şüpheli ya da sanık üzerinde hürriyetini kısıtlayıcı bir takım etkileri olacaktır. İşte burada kanun koyucu bu koruma tedbirlerinin uygulanması konusunda önemli bir kriter olarak “Ölçülülük İlkesi” getirilmiştir.

Ölçülülük ilkesi şüpheli ya da sanık hakkında uygulanacak koruma tedbirleri ile şüpheli ya da sanığın temel hak ve hürriyetleri arasında ölçülülüğün sağlanmasıdır. İşte bu ilke koruma tedbirinin henüz suçluluğu tespit edilmemiş şüpheli hakkında ceza haline gelmesini engellemeyi hedefler.

İşte bu ölçülülük ilkesi uyarınca Adli Kontrol tedbirleri ceza yargılama sistemimize girmiştir.

Adli Kontrolde amaç tutuklamanın ağır sonuçlarını ortadan kaldırmaktır.

Ceza Yargılama Sistemimizde tutuklama niteliği itibariyle en ağır  koruma tedbiridir. Kişinin hürriyetinin kısıtlanması ve cezaevine girmesi sonucunu doğurur.

Tutuklama istisnadır. Bir başka deyişle tutuklama tedbiri istisnai olarak uygulanması gereken bir tedbirdir.

Yani en son başvurulacak yollardan bir tanesidir. Dolayısıyla aynı sonuçların elde edilebileceği hallerde tutuklama değil adli kontrol tedbirine başvurulması gerekmektedir.

İşte Adli Kontrol ile, şüpheli ya da sanığı özgürlüğünden yoksun kılmamakla beraber hem tutuklama tedbiri ile amaçlanan şüphelinin kaçmasını, delilleri gizlemesini ya da delilleri ortadan kaldırmasını engellenmekte hem de şüpheli cezaevine girmemekte yani özgürlüğü kısıtlanmamaktadır.

Adli Kontrol Hangi Suçlar Açısından Uygulanabilir?

Adli Kontrol, şüpheli veya sanığa isnat edilen suçun türü ve cezası ne olursa olsun tüm suçlar açısından uygulanabilen bir tedbir türüdür.

Yasada yapılan değişiklik öncesinde Adli Kontrolün “3 yıl ve daha az hapis cezası gerektiren” suçlarda uygulanabileceği öngörülmüştü.

Ancak daha sonra yapılan değişiklik ile bu üç yıllık sınır kaldırılmış ve ceza miktarı ya da suç nevi ne olursa olsun adli kontrol tedbirlerinin uygulanması mümkün hale gelmiştir.

Şu halde ceza miktarı ya da suç türü ne olursa olsun yürütülen herhangi bir soruşturmada adli kontrol hükümleri uygulanabilecektir.

Adli Kontrolün Şartları Nelerdir?

Adli Kontrolün Şartları Nelerdir?

Adli Kontrol Tedbirlerine ilişkin düzenleme 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinde yer almaktadır. Buna göre:

“Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.”

yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere temel kural tutuklama yasada aranan koşulların bulunması gerekir.  Buradan hareketle adli kontrol için aranan şartları sıralayacak olursak,

  • Suç işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut de­liller bulunmalıdır.
  • Kanunda sayılan bir tutuklama nedeni olayda mevcut olmalıdır. Aşağıdaki hallerden birisinin bulunması halinde tutuklama nedeni kabul edilir:
    • Şüpheli veya sanığın kaçması veya saklanması hususunda kuvvetli şüphe bulunması,
    • Şüpheli veya sanığın eylemlerinin; delilleri yok etme, delilleri gizleme, delilleri değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişimin­de bulunacağı hususlarında kuvvetli şüphe bulunması,
    • Türk Ceza Kanunu’nun 100. maddesinde sayılan suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe se­beplerinin bulunması.

İşte suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe var ise, şüphelinin kaçması, saklanması, delilleri yok etme, gizleme, değiştirme veya tanık, mağdur üzerinde baskı girişimi bulunmakta ise veya isnat edilen suç TCK.’nun 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan ise bu takdirde adli kontrol şartları oluşmuştur.

Tutuklama Yasağı Var İse Adli Kontrol Tedbirleri Uygulanabilir Mi?

Bazı hallerde Tutuklama Yasağı bulunmaktadır. Kural olarak bu suçların işlendiği konusunda kuvvetli şüphe oluşsa da suçun yasada yer alan cezası nazara alındığında tutuklama kararı verilemez.

Türk Ceza Kanunu 100. maddesinin 4. fıkrasında tutuklama yasağı halleri düzenlenmiştir. Buna göre;

a) Sadece adli para cezası gerektiren suçlarda tutuklamaya karar verilemez.

b) Vücut dokunulmazlığına karşı suçlar hariç olmak üzere, iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda tutuklamaya karar verilemez.

Tutuklama yasağı bulunan haller sadece Türk Ceza Kanunu’nda sayılan haller ile sınırlı değildir.

Çocuk Koruma Kanunu 21. maddesinde “Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez. ” hükmü ile bir tutuklama yasağı düzenlenmiştir.

Adli kontrol kararı verilebilmesi için kural olarak tutuklama nedeninin bulunması gerektiğini yukarıda ana kural olarak açıklamıştık.

Ancak Türk Ceza Kanunu’n 109. maddesinde istisnai bir hüküm olarak tutuklama kararı verilemeyecek yani tutuklama yasağının bulunduğu hallerde de Adli Kontrole karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Adli Kontrol Yükümlülükleri Nelerdir?

Adli Kontrol Yükümlülükleri Nelerdir?

Adli Kontrol koşullarının bulunduğunu tespit eden  hakim, şüpheli ya da sanık hakkında yasada düzenlenen ve aşağıda sıralayacağımız yükümlülüklerden bir ya da bir kaçına hükmedebilir. Bu yükümlülüklere Adli Kontrol Yükümlülükleri diyoruz.

Adli Kontrol Yükümlülükleri ise;

  1. Yurt dışına çıkamamak,
  2. Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde dü­zenli olarak başvurmak,
  3. Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak,
  4. Her türlü taşıttan veya bunlardan bazılarım kullanamamak ve gerek­tiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek,
  5. Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol ba­ğımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek,
  6. Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuri­yet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence mik­tarını yatırmak,
  7. Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
  8. Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını gü­vence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak,
  9. Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğin­ce ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek,
  10. Konutunu terk etmemek,
  11. Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek,
  12. Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek,

şeklinde düzenlenmiştir.

Çocuklar Hakkında Adli Kontrol Kararı Verilebilir Mi?

Çocuklar hakkında da Adli Kontrol Kararı verilmesi mümkündür. Üstelik tutuklama yasağa kapsamında bulunan hallerde de Adli Kontrol kararı verilebilir.

Çocuk Koruma Kanunu 20. maddesinde bu husus özel olarak düzenlenmiştir. Çocuklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu 109. maddesinde yer alan adli kontrol tedbirleri yanında aşağıda yer alan tedbirlerin bir ya da bir kaçının birlikte uygulanmasına karar verilmebilecektir.

Çocuk Koruma Kanunu kapsamında çocuklar hakkında uygulanacak tedbirler şunlardır:

a) Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak.
b) Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek.
c) Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak,

Sulh Ceza Hakimi ya da yargılamayı yapan mahkeme tarafından hem CMK.’nun 109. maddesinde yer alan tedbirler hem de Çocuk Koruma Kanunu 20. maddesinde yer alan tedbirlerin bir ya da bir kaçının uygulanmasına karar verilebilecektir.

Birden Fazla Adli Kontrol Tedbirine Karar Verilebilir Mi?

Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu yükümlülüklerden bir ya da birden fazla yükümlülüğe hükmedebilir.

Örneğin uyuşturucu madde etkisi altında iken trafik kazasına sebebiyet veren şüpheli hakkında hem araç kullanmamak hem de uyuşturucu tedavisi için bir tedavi kurumuna yatma tedbirleri birlikte uygulanabilecektir.

Burada önemli olan şüpheli hakkında verilen adli kontrol  yükümlülüklerinin birbiriyle çelişmemesidir.

Örneğin şüpheli hakkında hem kendisine en yakın karakola giderek imza atma hem de konuttan çıkmama şeklinde birbiriyle çelişir tedbirlerin uygulanmaması gerekir. Çünkü imza atmak için konuttan ayrılması gereken şüphelinin hakkındaki bu tedbirler birbiriyle çelişir haldedir.

Adli Kontrol Kararını Hangi Mahkeme Verir?

Adli Kontrol Tedbirlerine Hangi Mahkeme Karar Verir?

Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine Sulh Ceza Hakimi tarafından şüpheli hakkında her aşamada adli kontrol kararı verilebilir.

Adli kontrol kararı şüphelinin gıyabında (yokluğunda) da verilebilir. Ancak şüpheli hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu 109/3-e maddesi gereğinde bir tedavi kurumuna yatırma kararı verilecek ise şüphelinin yokluğunda verilmez.

Kovuşturma aşamasında adli kontrol kararını yargılamayı yapan mahkeme verecektir.

Gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında hangi adli kontrol tedbirlerinin uygulanacağı konusunda hakimin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu takdir yetkisi kapsamında hakim birden fazla adli kontrol tedbirine karar verebildiği gibi adli kontrol tedbirlerini değiştirme yetkisine de sahiptir.

Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır veya Değiştirilir?

Adli Kontrol Tedbirleri Nasıl Kaldırılır veya Değiştirilebilir?

Adli Kontrol tedbirlerinin kaldırılması ve değiştirilmesine ilişkin düzenleme Ceza Muhakemesi Kanunu 111. maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını veya değiştirilmesini talep eden şüpheli veya sanığın istemi üzerine, soruşturma aşamasında ise Sulh Ceza hakimliği kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yapan mahkeme Cumhuriyet Savcısının görüşünü aldıktan sonra bu yükümlülüklerin kaldırılmasına veya değiştirilmesine 5 gün içinde karar verecektir.

Örneğin, her hafta Pazartesi günü  karakola giderek imza atma şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli imza atma yükümlülüğünün başka bir gün (örneğin Cumartesi) olarak değiştirilmesini isteyebilir.

Konuttan ayrılmama şeklinde adli tedbire tabi tutulan şüphelinin, eşinin hastalığı nedeniyle sürekli olarak sağlık kuruluşuna gitmek zorunda olduğunu belirterek bu tedbirin kaldırılmasını ya da başka bir adli kontrol tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.

Bu yöndeki istemini gerekçelendirerek gerektiğinde belgelendirerek soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliğinden kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yapan mahkemeden talepte bulunacaktır.

Sulh Ceza Hakiminin veya Mahkemenin adli kontrol konusunda verdikleri karara karşı itiraz edilebilir.

Cumhuriyet Savcısı Adli Kontrol Yükümlülüğünü Kaldırabilir Mi?

Yukarıda da belirttiğimiz üzere genel itibariyle adli kontrol yükümlülüğü konusunda Cumhuriyet Savcısı görüşü alındıktan sonra Sulh Ceza Hakimi tarafından şüpheli hakkında adli kontrol kararı kaldırılabilir.

Kural bu olmakla beraber Cumhuriyet Savcısının Ceza Muhakemesi Kanunu 103/2. maddesinde ” Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır. ” hükmü yer almaktadır.

Adli Kontrol Tedbirleri, Tutuklama tedbirinin olası ağır etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiştir. Yani etkileri itibariyle tutuklama tedbirinden daha hafif nitelikli bir tedbirdir.

Ceza Muhakemesinde en ağır tedbir olan tutuklulukta re’sen tutukluyu serbest bırakabilen Cumhuriyet Savcısı, Adli Kontrolü de re’sen kaldırabilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin  2007/ 12460 Esas ve 2008 / 17473 Karar sayılı  20.10.2008 tarihli kararı da bu yöndedir.

Adli Kontrol Tedbirlerinin Uygulanmasında Belirli Bir Süre Muaf Tutulmak Mümkün Müdür?

Örneğin her hafta Çarşamba günü imza atma yükümlülüğü altında bulunan bir şüphelinin eşinin sağlık durumu nedeniyle 15 gün süreyle başka bir şehirde bulunması zorunluysa veya Konutunu Terk Etmemek şeklinde hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüphelinin babası vefat etmiş ise; cenazeye katılma ve taziye süresince taziye yerinde bulunmak istiyorsa ne yapmalıdır?

Şüpheli veya sanığın bu yöndeki gerekçeli ve delillendirilebilir talebini soruşturma evresinde Sulh Ceza Hakimliği’ne kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yapan mahkemeye sunması gerekmektedir.

Sulh Ceza Hakimliği ya da mahkeme talebi uygun görür ise şüpheliyi bu adli kontrol tedbirinden geçici bir süre muaf tutulmasına dair karar verebilir.

Yine bu karara karşı itiraz yolu açıktır.

Adli Kontrol Yükümlülüğünün İhlali Halinde Yaptırımı Nedir?

Adli Kontrol Tedbirlerine Uymamanın Yaptırımı Nedir?

Adli Kontrol Tedbirlerine uymamanın yaptırımı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

“Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.”

Burada adli kontrol tedbirlerine uymamanın kasti bir eylem olarak; yani mazereti olmaksızın ve sonuçları bilerek-isteyerek yükümlülüklerin ihlal edilmesi gerekmektedir. Mahkemece kabul edilebilir bir mazereti olan kişinin, bu mazereti ispatlaması halinde yükümlülük kasten ihlal edilmemiş olduğundan tutuklama kararı verilmeyecektir.

Dikkat edilecek olursa burada temel yaptırım olarak Adli Kontrol tedbirlerine uymamanın yaptırımı tutuklama olarak belirtilmiş ise de yasanın “tutuklama kararı verebilir” şeklindeki vurgulaması ile tutuklama kararının verilmesi zorunlu değildir.

Yani Sulh Ceza Hakimi tutuklama kararı vermek zorunda değildir. Dosyanın içeriği şüphelinin durumu nazara alarak tutuklama kararı vermeyebilecektir.

Adli kontrol kararı ne zamana kadar sürecektir?

Kanunda adli kontrol ile ilgili herhangi bir üst sınır öngörülmemiştir. Ancak adli kontrol kararını oluşturan yükümlülükler bütünüyle veya kısmen kaldırılabilir veya geçici olarak bunlardan bazılarının uygulanması kaldırılabilir.

Tüm bu işlemler soruşturma evresinde sulh ceza hakimliği tarafından, kovuşturma evresinde ise bunlara karar verecek olan mercii mahkemedir.

Ancak bu işlemler savcının ya da şüpheli ya da sanığın istemiyle de söz konusu olabilir.

Bu talepler üzerine hakim veya mahkeme cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra 5 gün içerisinde kararını vermelidir.

Öte yandan savcı soruşturma aşamasında adli kontrolün kaldırılmasına kendiliğinden de karar verebilir. Örneğin savcı o yükümlülüğün uygulanmasını artık gereksiz görüyorsa adli kontrol kararının uygulanmasını kaldırabilir.

Elektronik Kelepçe Nedir?

Elektronik Kelepçe Takılması Ne Demektir?

Adli Kontrol tedbirlerinden bazılarının uygulanması sırasında elektronik kelepçe takılması söz konusu olabilir.

Elektronik kelepçe denilen cihaz,  elektronik bir izleme sistemidir. Söz konusu cihaz şüphelinin/sanığın örneğin ayağına takılarak kişiyi sürekli bir denetime tabi tutar.

Bu tedbire başvurulmasının nedeni şunlar olabilir; yurt dışına çıkmamak, konutu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek gibi yükümlülüklerin yerine getirilmesinde başvurulan bir denetim yöntemidir.

Yükümlülüğün sona ermesi durumunda elektronik kelepçe sökülür. Ancak ihlal söz konusu olduğunda ya da cihaza müdahale edilmesi halinde kişinin tutuklanması söz konusu olacaktır.

Adli Kontrol Süresi Yargılama Sonucunda Verilecek Hapis Cezasından Mahsup Edilir Mi?

Yargılama sonucunda kişi hakkında hürriyeti bağlayıcı bir cezaya (hapis cezası) mahkum edilirse, tutuklama tedbiri uygulanmış ise bu takdirde tutuklulukta geçirdiği süre mahkum edildiği hapis cezasından mahsup edilir.

Örneğin yargılama aşamasında 3 ay tutuklu kalan şüpheli veya sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda 3 yıl hapis cezası verilmiş ise verilen hapis cezasından tutuklu kalınan 3 aylık süre mahsup edilecektir.

Her ne kadar adli kontrol tutuklamaya alternatif olarak getirilmiş bir düzenleme olsa da kural olarak Adli Kontrol uygulamasında geçirilen süre yargılama sonucunda verilecek hürriyeti bağlayıcı (hapis) cezasından mahsup edilemez.

Bunun istisnası ise Ceza Muhakemesi Kanunu’n 109/3-e bendinde yer almaktadır.

Şüpheli hakkında “uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek” tedbiri uygulanmış ise bu tedbirin uygulandığı süre, yargılama sonucunda verilecek hapis cezasından mahsup edilecektir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı?

Yurtdışı Çıkış Yasağı Nedir?

Türk Ceza Kanunu’n 109. maddesinde düzenlenen adli yükümlülüklerden bir tanesi de şüpheli ya da sanık hakkında Yurtdışına Çıkamama tedbiridir.

Yurtdışına çıkış yasağı,  şüpheli veya sanığın yurtdışına kaçmasının engellenmesi, şüphelinin yakalanabilmesine olanak sağlanması, delil karartmasının önüne geçilmesi hallerinde ve kuvvetli suç şüphesinin varlığı hallerinde söz konusu olur.

Yurtdışına çıkış yasağı da adli kontrol tedbirlerinden birisidir. Dolayısıyla adli kontrol şartlarının varlığı gereklidir.

Yurtdışına çıkış yasağı, soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkiminin verdiği kararla kovuşturma aşamasında ise mahkemenin hakimi tarafından verilen kararla koyulabilir.

Yurtdışına çıkış yasağına 7 gün içerinde itiraz edilebilir. Bu itiraza karşı sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından 5 gün içinde karar verilerek yasak kaldırılabilir.

Adli Kontrol İmza Atma Yükümlülüğü Nedir?

Adli Kontrol Tedbiri Olarak “İmza Atma Yükümlülüğü”:

Adli Kontrol Yükümlülüklerine ilişkin yukarıda açıklama yaparken bu tedbirlerden bir tanesinin “Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak” tedbiri olduğunu belirtmiştik.

Bu tedbirle Şüpheli veya sanığın kararda belirlenen yerlere, belirtilen aralıklarla düzenli olarak başvurmasını ifade eder. Amaç ise şüphelinin kaçmasını engellemektir.

Adli Kontrol Tedbiri olarak Sulh Ceza Hakimi tarafından ya da kovuşturmayı yürüten mahkemece Şüphelinin yerleşim yerine yakın kolluğa belli sürelerde başvurarak imza atma şeklinde adli kontrol kararı verebilir.

Örnek vermek gerekirse ” Şüphelinin her hafta Pazar günü sabah 08:00 ile 22:00 saatleri arasında yerleşim yerine en yakın karakola müracaat ederek imza atmasına” şeklinde bir adli kontrol tedbirine hükmedilebilir.

Şüpheli belirtilen günde yine belirtilen saatler arasında ilgili karakola müracaat ederek imza atmak zorundadır.

Eğer bir defa dahi bu yükümlülüğünü ihlal ederse, belirtilen gün ve saatte imza atma yükümlülüğünü yerine getirmezse bu takdirde ilgili karakol durumu tutanak altına alacak bu evrakları soruşturma ya da kovuşturma dosyasına bildirecektir.

Bu takdirde şüphelinin tutuklanması gündeme gelecektir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu